Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Bir Tabak Acılı Ezmenin Hikâyesi
Bildimbildim okuyucularına özel bu yazımızda “Acılı ezmeye hangi malzemeler konulur” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Bir Mutfağın İçinde Başlayan Her Şey
Kayseri’nin akşamları sert olur. Rüzgâr, Erciyes’ten inerken şehrin sokaklarını keskin bir soğukla doldurur. O gün de öyleydi. Penceremin buğusuna parmağımla isimler yazarken içimde garip bir boşluk vardı. 25 yaşındayım ve bazen insanın en çok kendi sessizliği ağır geliyor.
O akşam mutfağa girdim. Aslında yemek yapmak için değil, biraz da içimdeki dağınıklığı toparlamak için. Annemin eski mutfak masası hâlâ yerindeydi. Üzerinde yılların bıraktığı ince çizikler, sanki burada yaşanan her şeyi saklıyordu.
Dolabı açtığımda aklıma ilk gelen şey “acılı ezme” oldu. Çünkü bazı tatlar vardır, sadece mideyi değil, insanın içini de yakar. O an fark ettim ki, ben de içimde biraz yanmaya ihtiyaç duyuyordum.
Acılı Ezmeye Hangi Malzemeler Konulur? Sadece Bir Tarif Değil, Bir Hatıra
Bıçak elime geçtiğinde kendimi daha sakin hissettim. Domatesleri doğramaya başladım. Sulu, kırmızı ve yumuşaktılar. Her kesişte içimden bir şeyler gevşiyordu sanki.
Acılı ezme için kullanılan malzemeler tek tek tezgâha dizildi:
Olgun domatesler
İnce doğranmış kuru soğan
Yeşil sivri biber
Taze maydanoz
Zeytinyağı
Limon suyu
Domates salçası
Biber salçası
İsot
Pul biber
Sumak
Tuz
Hepsi oradaydı. Ama mesele sadece ne koyduğun değil, ne hissettiğindi.
Soğanı doğrarken gözlerim yaşardı. Belki de soğandan değil, içimde biriktirdiğim şeylerden. Çünkü bazı anlar vardır, insan neye üzüldüğünü bile tam bilemez.
Bir Tabak İçinde Biriken Hayaller
Biberleri ince ince kıyarken aklıma çocukluğum geldi. Kayseri’de küçük bir mahallede, akşamüstü sokakta oynarken eve çağrıldığım o anlar… Annemin mutfaktan gelen sesi hâlâ kulağımda: “Yemeğe gel!”
O zamanlar acılı ezme yoktu belki sofrada ama sofranın etrafında toplanan insanlar vardı. Şimdi ise herkes başka bir yerde. Ben ise kendi mutfağımda, tek başıma bir tarifin içine saklanmış duygularımı karıştırıyorum.
Domatesleri ezdikçe içimde bir şeyler çözülüyordu. Sanki hayatım da tıpkı bu karışım gibi; dağınık, keskin ve biraz da acılı.
Kayseri’de Bir Genç Olmak ve İçine Dönen Düşünceler
25 yaşındayım. İnsan bu yaşta her şeyin net olmasını bekliyor ama hiçbir şey net değil. İş, gelecek, ilişkiler… Hepsi sisli bir yol gibi.
Acılı ezmenin içine limon sıktığımda keskin bir koku yayıldı mutfağa. O koku beni kendime getirdi. Limon suyu, sanki hayatın sert taraflarını hatırlatıyordu. Ekşi ama gerekli.
“Ben ne yapıyorum?” diye düşündüm bir an. Cevap yoktu. Ama elim karıştırmaya devam etti.
Zeytinyağını eklediğimde karışım biraz yumuşadı. Tıpkı insanın hayatında bazen gelen küçük iyi şeyler gibi. Her şeyi değiştirmiyor ama biraz nefes aldırıyor.
Acının İçinde Gizlenen Sakinlik
İsotu eklediğim an mutfak değişti. Koku daha derin, daha yoğun oldu. İçimde garip bir huzur ve huzursuzluk aynı anda dolaştı.
Acı biber, sadece dili yakmaz. Bazen insanın içindeki suskunluğu da yakar.
Pul biberi serperken düşündüm: Hayat da böyle değil mi? Az az eklenen acılar, bir gün bütün bir karışımı değiştiriyor.
Sumak eklediğimde o ekşi tat, her şeyi dengeliyordu. Tıpkı bazı insanların hayatımıza girip bizi dengelemesi gibi… sonra sessizce çıkıp gitmeleri gibi.
Bir Kaşık Karışım, Bin Düşünce
Karışımı büyük bir kâsede birleştirdiğimde artık geri dönüş yoktu. Domates, biber, soğan, baharatlar… Hepsi birleşmişti.
Kaşığı içine daldırdım ve karıştırdım. O an fark ettim: bu sadece acılı ezme değildi.
Bu, benim içimde biriken her şeydi.
Hayal kırıklıklarım vardı içinde.
Beklentilerim vardı.
Bir türlü gerçekleşmeyen planlarım vardı.
Ama aynı zamanda küçük bir umut da vardı. Çok küçük ama yok sayılmayacak kadar gerçek.
Yalnızlık ve Bir Sofranın Sessizliği
Masaya oturduğumda tabak önümdeydi. Ekmekle birlikte acılı ezmeyi aldım. İlk lokmayı ağzıma götürdüğümde gözlerim hafif doldu.
Acıydı. Ama güzel bir acıydı.
Bazen insanın içi de böyle yanmalıydı belki. Duyguların tamamen donmasına izin vermemeliydi.
Kayseri’nin soğuk gecesi camdan içeri süzülürken ben sıcak bir tabakla baş başaydım. Dışarıda dünya sessizdi. İçimde ise çok ses vardı.
O an düşündüm: İnsan en çok kendi mutfağında kendini buluyor.
Acılı Ezmenin İçinde Saklı Hayat Dersleri
Acılı ezmeye hangi malzemeler konulur diye soran biri, aslında sadece bir tarif öğrenmez. Domatesin yumuşaklığını, biberin keskinliğini, soğanın göz yaşartmasını da öğrenir.
Hayat da böyle değil mi zaten?
Bazı insanlar domates gibi yumuşak olur.
Bazıları biber gibi yakıcı.
Bazıları ise soğan gibi dokunduğun anda seni ağlatır.
Ama hepsi bir araya gelmeden hiçbir şey “tam” olmaz.
Zeytinyağı gibi insanlar vardır mesela. Ortamı yumuşatır. Limon gibi olanlar ise gerçeği hatırlatır, ne kadar can yaksa da.
Bir Kaşıkta Kendini Bulmak
Son lokmayı da aldığımda tabağın boşluğuna baktım. İçimde garip bir hafiflik vardı. Sanki uzun zamandır taşıdığım bir yük, yavaşça çözülmüştü.
Belki de mesele sadece yemek yapmak değildi. Belki de mesele, kendi içindeki karışımı kabul etmekti.
Ben o gece anladım ki; insan kendini bazen bir tabakta bulur.
Acılı ezme gibi… biraz acı, biraz ekşi, biraz da umutlu.
Son Söz Gibi Değil, Yeni Bir Başlangıç Gibi
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: ABD Jüpiter füzelerini nereye yerleştirdi ?
O mutfaktan çıktığımda hayatım değişmedi. Ama ben biraz değişmiştim.
Kayseri’nin soğuk gecesi hâlâ devam ediyordu ama içimde küçük bir sıcaklık vardı. Belki de sadece bir tabak yemek değil, kendime söylediğim küçük bir gerçeğin sıcaklığıydı bu.
Ve o gerçek şuydu: İnsan bazen en çok, kendi karıştırdığı duygularla iyileşir.
Bildimbildim sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Acılı ezmeye hangi malzemeler konulur” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!