Kebapçı Soğan Salatası Nasıl Yapılır? Kayseri’de Bir Akşamın Hatırası
Sitemizden Önerilen: Gavurdağı salatası nerenin ?
Kayseri’de yaşadığım 25 yıl boyunca bazı kokuların insanın hafızasında diğer her şeyden daha güçlü bir yer tuttuğunu öğrendim. Kimi zaman çocukluğumun geçtiği sokağın taş duvarlarına sinmiş yağmur kokusu, kimi zaman annemin mutfaktan gelen sıcak ekmek kokusu… Ama benim için bambaşka bir yeri olan bir koku daha var: kebapçı soğan salatasının o keskin, ferah ve iştah açan kokusu.
Her gece olmasa da sık sık tuttuğum günlüklerimde küçük anları saklamayı severim. Çünkü bazı anların değeri yaşandığı anda değil, yıllar sonra hatırlandığında anlaşılır. Geçen kış yazdığım bir günlük sayfasında şu cümleyi kurmuşum: “Bugün sadece bir salata yemedim, geçmişimden bir parçaya dokundum.”
Bu cümleyi yazmama sebep olan şey, Kayseri’de eski bir kebapçıda geçirdiğim sade ama benim için çok özel bir akşamdı.
Eski Bir Kebapçıda Başlayan Hikâye
Herkese merhaba! Bugün Bildimbildim olarak sizlere “Kebapçı soğan salatası nasıl yapılır” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.
O gün biraz keyifsizdim. İşlerim istediğim gibi gitmemişti ve içimde tarif edemediğim bir hayal kırıklığı vardı. Bazen insanın canını sıkan şey büyük bir olay değildir. Bazen sadece üst üste gelen küçük sıkıntılar birikir ve insan kendini yorgun hisseder.
Ben de öyle bir gündeydim.
Akşam üzeri soğuk Kayseri havasında yürürken, yıllardır önünden geçtiğim küçük bir kebapçıya girdim. İçeri girdiğim anda sıcak ortam, ocaktan yükselen et kokusu ve masalara bırakılan taze soğan salatası dikkatimi çekti.
Garson tabağı önüme koyduğunda ilk dikkatimi çeken şey soğanın canlı rengi oldu. Mor soğanların arasındaki maydanozlar, sumak ve limon öyle güzel görünüyordu ki birkaç saniye sadece baktım.
Belki de o an ihtiyacım olan şey büyük bir değişiklik değil, küçük bir mutluluktu.
Kebapçı Soğan Salatasının Sırrını Öğrendiğim An
Yan masada oturan yaşlı bir amca, salatadan bir çatal alıp gülümseyerek “Eskiden kebabın yanına bunu koymadan sofrayı tamam saymazdık” dedi.
Bu cümle bana çok samimi geldi. Çünkü bazı tarifler sadece malzemelerden oluşmaz. İçinde insanların anıları, alışkanlıkları ve sevgileri vardır.
Merak ettim ve ustaya kebapçı soğan salatasının nasıl yapıldığını sordum.
Usta önce gülümsedi. Sonra bana bunun aslında basit ama dikkat isteyen bir tarif olduğunu anlattı.
İlk olarak güzel ve diri mor soğanlar ince ince doğranıyordu. Fakat işin en önemli kısmı soğanın acısını almak ve kıvamını doğru yakalamaktı. Doğranan soğanlar hafifçe tuzla ovuluyor, ardından fazla acılığı gitmesi için kısa süre bekletiliyordu.
Sonrasında bol ince kıyılmış maydanoz ekleniyordu. Üzerine sumak, biraz limon suyu, çok az zeytinyağı ve isteğe göre pul biber ilave ediliyordu.
Usta bana dönüp şöyle dedi:
“Evde herkes yapar ama önemli olan ölçüyü bilmektir. Soğanın tadını öldürmeyeceksin, sadece güzelleştireceksin.”
O söz aklımda kaldı.
Evde İlk Denemem ve Büyük Hayal Kırıklığım
O akşam eve döndüğümde içimde garip bir heyecan vardı. Uzun zamandır ilk kez küçük bir şey için bu kadar istekliydim. Hemen mutfağa geçtim ve öğrendiğim şekilde kebapçı soğan salatası yapmaya başladım.
Mor soğanları doğradım, maydanozları hazırladım, sumağı ekledim. Her şeyi dikkatlice yaptığımı düşünüyordum.
Ama sonuç beklediğim gibi olmadı.
Salatanın tadı ağırdı. Soğanın keskinliği çok fazlaydı ve kebapçıda yediğim o dengeli lezzetten uzaktı.
Gerçekten moralim bozuldu.
Belki dışarıdan bakıldığında küçük bir başarısızlık gibi görünebilir ama o gün zaten hassas bir ruh halindeydim. İçimde “Bunu bile doğru yapamadım” gibi gereksiz bir düşünce oluştu.
Sonra günlüğümü açıp yazmaya başladım. Bir tarifin bile insanın duygularıyla nasıl bağ kurabildiğine şaşırdım.
Bir süre sonra kendime kızmayı bıraktım. Çünkü bazı şeylerin öğrenilmesi zaman alıyordu.
Doğru Lezzeti Bulmak İçin Küçük Dokunuşlar
Ertesi hafta yeniden denemeye karar verdim. Bu kez acele etmedim.
Soğanları daha ince doğradım. Tuzla ovduktan sonra biraz dinlendirdim. Maydanozu fazla kaçırmadım. Sumak miktarını dengeli kullandım.
En önemlisi ise limon suyunu kontrollü ekledim.
Çünkü kebapçı soğan salatasının güzelliği, tek bir malzemenin öne çıkması değil; bütün tatların birbirini tamamlamasıydı.
Hazırladığım tabağı önüme aldığımda yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Bu kez olmuştu.
Belki birebir o eski kebapçıdaki tat değildi ama kendi emeğimin verdiği mutluluk farklıydı.
O an umut hissettim.
Bazen insan hayatında da böyledir. Bir şeyi ilk denediğinde istediğin sonucu alamazsın. Hayal kırıklığı yaşarsın, kendinden şüphe edersin. Ama biraz sabır gösterdiğinde aynı şeyin başka bir güzellikle karşına çıktığını görürsün.
Kebapçı Soğan Salatası Nasıl Yapılır? Pratik Tarif ve Püf Noktaları
Malzemeler
- 2 adet orta boy mor soğan
- Yarım demet taze maydanoz
- 1 tatlı kaşığı sumak
- Yarım limonun suyu
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz
- İsteğe göre pul biber
Hazırlanışı
Mor soğanları mümkün olduğunca ince şekilde piyazlık doğrayın. Üzerine biraz tuz serpip hafifçe ovalayın. Bu işlem soğanın sert tadını azaltırken daha yumuşak bir lezzet kazanmasını sağlar.
Soğanları birkaç dakika dinlendirdikten sonra ince kıyılmış maydanozu ekleyin. Ardından sumak, limon suyu ve zeytinyağını ilave ederek güzelce karıştırın.
Kebapçı usulü soğan salatasının en güzel hali, hazırlandıktan hemen sonra değil, birkaç dakika dinlendikten sonra ortaya çıkar. Çünkü bütün malzemeler birbirine karışır ve ortaya dengeli bir tat çıkar.
Lezzeti Artıran Küçük Ayrıntılar
Benim öğrendiğim en önemli ayrıntı, soğanın kalitesiydi. Çok sert ve acı soğan kullanıldığında diğer malzemeler ne kadar güzel olursa olsun istenilen sonuç alınmayabiliyor.
Bir diğer önemli nokta ise sumak. Sumak sadece renk vermek için değil, soğanın tadını tamamlamak için kullanılıyor.
Bazı kebapçılar nar ekşisi de ekleyebiliyor. Ancak geleneksel lezzete yakın bir sonuç için limon ve sumak ikilisi çoğu zaman yeterli oluyor.
Bir Tabak Soğan Salatasının Bana Öğrettikleri
O eski kebapçıya hâlâ bazen giderim. Her gittiğimde aynı masaya oturmasam da aynı duyguyu hissederim.
Çünkü artık o salata benim için sadece kebabın yanında gelen bir meze değil.
O akşamı hatırlatıyor.
Kendimi kötü hissettiğim bir anda küçük bir şeyin bana nasıl umut verdiğini hatırlatıyor. Bir tarif öğrenmenin aslında sadece yemek yapmak olmadığını gösteriyor.
Hayatta bazen en sıradan görünen şeyler bize en büyük dersleri verir.
Bir soğanı doğru doğramak, biraz sabretmek, acele etmemek…
Belki de insanın kendine karşı daha anlayışlı olması için ihtiyacı olan şeyler bunlardır.
Bugün günlüklerimi karıştırdığımda o sayfaya tekrar denk geliyorum. Altına küçük bir not düşmüşüm:
“Bazı lezzetler mideyi değil, kalbi doyurur.”
Kebapçı soğan salatası benim için tam olarak böyle bir lezzet oldu.
Kayseri’nin soğuk bir akşamında başlayan bu küçük hikâye, bana basit görünen şeylerin aslında ne kadar değerli olabileceğini öğretti. Şimdi ne zaman ince doğranmış mor soğan, taze maydanoz ve sumak kokusunu duysam, o akşamı hatırlıyorum.
Ve hâlâ aynı şeyi düşünüyorum:
Bazı tarifler sadece yapılmaz, yaşanır.