İsrail resmi olarak bir devlet mi? (Ve ben neden bunu düşünürken tost yaktım?)
Merhaba! Bildimbildim sayfasının bu haftaki konusu “İsrail resmi olarak bir devlet mi”. Umarız faydalı bulursunuz!
Bazı sorular var ya… İnsan onları Google’a yazmadan önce bile bir iç çekiyor. “İsrail resmi olarak bir devlet mi?” da tam öyle bir soru. İlk bakışta akademik, ciddi, tarih kitabı kokan bir şey gibi duruyor ama ben İzmir’de 25 yaşında, sabah kahvaltısında bile varoluş sorgulayan bir insan olarak şunu söyleyeyim: Bu soru beni bazen markette peynir seçerken bile yakalıyor.
Geçen gün mesela, kasada sıra bekliyorum. Arkada biri “kart mı nakit mi?” dedi, ben içimden “ulus-devlet nedir, egemenlik neydi, ben neden buradayım?” diye düşünürken tost makinesini açık unutmuşum. Evde ekmek kömür olmuş. İşte benim zihnim böyle çalışıyor.
Devlet dediğin şey tam olarak neydi ya?
Şimdi dürüst olalım, çoğumuz “devlet” kelimesini duyunca aklımıza üç şey geliyor:
Vergi
Trafik cezası
Bir de sabah 08:30’da açılan resmi daireler
Ama işin akademik kısmı var. Bir yerin devlet sayılması için genelde:
Toprak
Nüfus
Hükümet
Diğer devletler tarafından tanınma
gibi şeyler gerekiyor.
Ben bu kısmı ilk öğrendiğimde şöyle düşündüm:
“Yani devlet olmak aslında biraz da ‘arkadaş grubuna kabul edilmek’ gibi bir şey mi?”
Arkadaş grubunda da aynısı değil mi?
“Sen bizimle misin?”
“Bizi tanıyor musun?”
“WhatsApp grubuna ekledik mi?”
İsrail resmi olarak bir devlet mi? sorusunun kısa cevabı
Evet, İsrail birçok ülke tarafından tanınan, uluslararası ilişkileri olan ve Birleşmiş Milletler üyesi olan bir devlettir.
Ama işte ben bunu söyleyince içimdeki o İzmirli arkadaş devreye giriyor:
“Tamam da kardeşim, bu cümle neden bu kadar resmi hissettirdi? Sanki müdür konuşuyor.”
İzmir’de bu konular nasıl konuşuluyor?
İzmir’de insanlar bazı konuları konuşurken bile rahat bir modda olur. Mesela sahilde oturuyorsun, karşıdan çay geliyor, biri diyor ki:
— “İsrail resmi olarak bir devlet mi ya?”
— “Abi dur önce midye dolma gelsin, sonra konuşuruz.”
Benim arkadaş grubunda bu tarz konular genelde üç aşamada ilerler:
1. Aşama: Hafif merak
“Bence devlet ya ama tam emin değilim.”
2. Aşama: Wikipedia modu
Telefon açılır, yarım yamalak bilgiler okunur.
3. Aşama: Konu tamamen dağılır
Bir anda kimse İsrail’i konuşmaz, herkes “en iyi lahmacun nerede yenir” tartışmasına geçer.
Benim beynim ve gereksiz derin analiz alışkanlığı
Şunu fark ettim: Ben bazı şeyleri fazla düşünüyorum.
Mesela biri “İsrail resmi olarak bir devlet mi?” diye sorsa normal insan şöyle der:
“Evet.”
Ben ise:
“Peki ama devlet olmanın sosyolojik, tarihsel ve uluslararası hukuk boyutlarını düşündüğümüzde…”
Arkadaşım araya girer:
“Abi tamam, sadece evet ya da hayır demen gerekiyordu.”
Ben:
“Hayır ama bu kadar basit değil…”
Sonra sessizlik.
Kafamın içindeki diyaloglar
İç sesim 1:
“Basit cevap ver.”
İç sesim 2:
“Hayır, her şey basit olamaz.”
İç sesim 1:
“Ekmek yaktın bu arada.”
İç sesim 2:
“Onu sonra konuşuruz.”
Devlet meselesi neden bu kadar karmaşık geliyor?
Sitemizden Önerilen: İnsülin dozu unutulursa ne olur ?
Aslında mesele İsrail özelinde değil. Ben “devlet” kelimesini duyunca bile bir ağırlık hissediyorum. Çünkü tarih, siyaset, uluslararası ilişkiler… hepsi birbirine dolanmış bir ip yumağı gibi.
Bir de internet var. İnternette bir şey soruyorsun:
Bir site “kesin böyledir” diyor
Diğeri “hayır öyle değil” diyor
Üçüncüsü seni tamamen farklı bir evrene gönderiyor
Sonra sen ortada kalıyorsun:
“Ben aslında sadece çay demleyecektim…”
Gündelik hayatla devlet kavramının çarpışması
Bir gün dolmuşta gidiyorum. Şoför zaten sinirli. Önümdeki abi sürekli “şuradan dön, buradan dön” diye şoföre akıl veriyor.
O anda aklımdan geçti:
“Acaba devlet dediğimiz şey de böyle mi? Herkes bir şey söylüyor ama direksiyonda biri var ve o dönüyor mu dönmüyor mu karar veriyor.”
Şoför birden frene bastı, ben de düşünceden gerçek hayata sert geçiş yaptım.
Gerçeklik check
Ben: Filozof mod
Dünya: Ani fren
İsrail resmi olarak bir devlet mi? konusunu fazla ciddiye almak
Bazı konular var, insan onları fazla ciddiye alınca kendini bir anda uluslararası ilişkiler seminerinde buluyor.
Ben mesela bir noktada şunu fark ettim:
“Ben bu konuyu araştırırken aslında 3 saatimi YouTube’da ‘harita animasyonları’ izleyerek geçirmişim.”
Ve sonuç:
Daha çok biliyorum gibi hissediyorum
Ama aslında sadece daha çok kafam karışmış durumda
Arkadaş ortamında konu açılınca olanlar
Geçen gün bir kafede:
Arkadaş 1:
“İsrail resmi olarak bir devlet mi?”
Ben (çok ciddi):
“Evet ama bunun tarihsel bağlamı…”
Arkadaş 2:
“Abi boşver ya, maç ne oldu?”
Ve işte hayatın özeti burada.
Toplumsal gerçeklik
Ben: detaylara gömülü
Dünya: maç skorunda
İç sesimin aşırı yorum yapma yeteneği
Bazen markette bile düşünüyorum:
Kasiyer:
“Poşet ister misiniz?”
Ben:
“Devletler de böyle mi oluşuyor acaba? Bir şey ‘ister misiniz’ diye soruluyor ve bir anda sistem kuruluyor mu?”
Kasiyer:
“Abi poşet?”
Ben:
“Evet lütfen.”
İzmirli olmanın düşünce tarzına etkisi
İzmir’de büyüyünce insanın zihni biraz garip çalışıyor. Bir yandan rahatlık var, bir yandan aşırı düşünme var.
Sahilde otururken:
Martı sesi
Çay
Hafif rüzgar
Ve beynimde:
“Uluslararası tanınma kriterleri…”
Yan masadan biri:
“Abi iki bira.”
Ben:
“Hayat çok garip.”
Kısa cevap, uzun düşünce
Tekrar konuya dönersek:
İsrail, uluslararası alanda birçok ülke tarafından tanınan ve devlet olarak kabul edilen bir yapıdır.
Ama benim kafamda bu bilgi şöyle çalışıyor:
“Tamam ama bu ‘devlet’ olma durumu bir günde mi oluyor yoksa uzun bir süreç mi?”
Sonra fark ediyorum ki:
Ben yine fazla düşünmeye başlamışım.
Son düşünce döngüsü
Bazen hayatı fazla analiz edince, en basit şey bile bir felsefe dersine dönüşüyor.
Mesela:
“Çay demledim” → ekonomik sistem analizi
“Dolmuş geldi” → şehir planlama tartışması
“İsrail resmi olarak bir devlet mi?” → uluslararası hukuk maratonu
Ve ben sadece tost yapmak istiyordum.
Ama tost yine yandı.